15 Ocak 2013 Salı

Mantı Yaptık

Benim afacanlar ne makarna yer ne de mantı.Bulgur pilavına ağızlarına sürmezler,pirinç pilavınıda eh işte...Bende geçen gün beraber yaparsak yerler belki diye düşündüm ve beraber mantı yaptık.İki çocukla sırf yesinler diye her yerin dağılmasına göz yumdum.Pişene kadar tamam yiycez,biz yaptık dediler.Sonuç:Daha ilk lokmada çıkardılar.


 





Ay ben öyle küçücük mantılarla uğraşamam.Aslında yaparım severimde ama şu durumda çok zor.Biz küçükken babaannem çok yapardı.Sonra annem devir aldı görevi.Gönen'e has bir mantı çeşidi kocakulakİçine soğanla kıyma ve karabiber karıştırılıp harç hazırlanır.Kare kare kesilip üçgen kapatılır ve tek ucu açık bırakılır haşlanırken içine su girsin diye.Ben çocukken annemler bunu yaptığında bende yardım ederdim.Sobanın üzerine koyup pişirip yerdim.Bayılırdım.Birde bunları kapatırken içine nohut,fasulye konulurdu bir tanesinin içine.İşte bunu bulan zengin olsun falan denilirdi.Pişen kocakulaklar büyük bir tepsiye dökülür,üzerine de yağda ekmek içleri kavrulup dökülüp servis edilirdi.Biz tepsiden yerdik çok zevkli oluyordu.Hele nohutlu mantıyı bulmak için yer yer çatlardık.Dili geçmiş zaman kullandım hep ama hala yaparız biz bunu.İnsan çocukluğunu hiç unutamıyor.

7 Ocak 2013 Pazartesi

Şeker Hamurundan insan Modelleme

   Tanıştırayım efendim bu benim ilk şeker hamurundan insan modellemem.Kursa gideli 1 ay oldu ama ancak fırsat bulabildim bir insan çıkarmaya.Kurstan geldikten sonra sabaha kadar yaptım,bozdum,yaptım,bozdum.Epey meşakatli bir iş.Karikatür tarzında olanları kolaylıkla yapıyorum da benim asıl istediğim gerçek insana benzeyen figürleri yapmak.Öylesine esti çocuklar uyuduktan sonra bir yapayım dedim böyle birşey çıktı ortaya.Kusura bakmayın fotoğraf biraz özensiz paylaşmayı hiç düşünmüyordum ama hatıra kalsın istedim.


                    Abla akşamdan kalma.Gözler şiş,makyaj falan birbirine girmiş,saç baş darma dağın...











3 Ocak 2013 Perşembe

Mental Aritmetik

  Öncelikle herkese sağlıklı,mutlu,huzurlu,her dileğini gerçekleştirebileceği bir yıl diliyorum.Ben sağlık olduktan sonra herşeyin üstesinden gelinebileceğini düşünüyorum.Yeterki Allah bize sağlık,sıhhat versin gerisi boş.Diğerleri birşekilde halolur.
   Ben daha önceki  yazılarımdan birinde belirttiğim gibi matematiği çok seven biriyim.Uzun zamandır mental aritmetik benim ilgimi çok çekiyor.Çocuklarımın bu eğitimi almalarını çok istiyorum.Ama bir arkadaşım bana bunun çocuğun gelişimini olumsuz geliştirebileceğini söyleyince tereddüt ettim ve araştırdım.Herhangi bir zararı olmayacağı aksine çocuğun yüksek basamaklı sayılarla hafızadan işlem gerçekleştirdikçe kendini daha iyi hissedeceği kanaatindeyim.Şimdi bununla ilgili bir kaç bilgi paylaşmak istiyorum.Umarım sizler içinde faydalı olur.
   Mental Aritmetik,kısaca kağıt kalem kullanmadan akıldan işlem yapabilme yeteneğidir. Bu yeteneğin geliştirilmesi için insanlık tarihinin ilk dönemlerinden itibaren çok farklı çalışmalar ve yöntemler geliştirilmiştir. Eski Yunan,Roma,Mısır,Hint ve Arap Medeniyetlerinde Matematiğe çok önem verilmiş ve matematik işlemlerinin yapılmasında kullanılmak üzere günümüzdeki hesap makinesine çok benzeyen ve belli noktalarda daha ileri hesaplamalar da yapabilen farklı aletler geliştirilmiştir. Türk toplumunda Abaküs olarak bilinen bu aletin Sümer,EskiYunan Uygarlıkları,Mısır ve Roma'da yaygın bir şekilde kullanıldığını biliyoruz. Günümüzde Japonya’da SOROBAN,Çin’de SUANPAN Rusya’da SCHOTY adlarıyla günlük hayatta etkin bir şekilde kullanılan ABAKÜS,Mental Aritmetik yeteneğinin geliştirilmesinde çok verimli bir araç olarak kullanılmaktadır.



   Mental Aritmetiği klasik matematikten ayıran en temel özellik Mental Aritmetikte beynimizin her iki lobunun da uyumlu ve verimli kullanılmasıdır.
   Mental Aritmetik bir matematik kursu değildir. Bu eğitim programı ile okuldaki Matematik dersleri arasında doğrudan bir bağlantı da yoktur. Mental Aritmetikte Matematik kullanılır,öğretilmez. Matematik,öğrencinin IQ gelişimini sağlamak,dikkat ve algı yeterliliklerini artırmak,öz güven duygusunu geliştirmek,beynin her iki lobunun verimli kullanılmasını sağlamak,gözlem,öngörü ve hızlı doğru ve etkili karar verme yeteneğini güçlendirmek için kullanılan bir araçtır.


   Bunun eğitimine 5 yaş civarı başlanıyor.Ben bu kadar erken olmasa da kısmet olursa bu eğitimi almaları taraftarıyım.

17 Aralık 2012 Pazartesi

1 Hafta Nasıl Geçti

  Eveeet yazmayalı yine uzun zaman oldu herkese merhaba.Bloğuma yazmayı çok seviyorum ama niye tembellik edip yarım  saatimi ayıramıyorum ben de bilmiyorum.Halbuki yazınca çok mutlu oluyorum.Neler mi yaptım.Öncelikle geçen cumartesi ehliyet sınavım vardı.Onun telaşı içindeydim son 1 haftadır.İki çocuk olunca ve tembel olunca böyle oluyor işte.Çalışmalıyım,çalışmalıyım diye diye son 3 güne kadar ne kitabın yüzünü açtım ne de test çözdüm.Sonra aldı beni bir telaş.Sınavı vermeliyim ama nasıl.Hadi ilkyardım ve trafik neysede motor dersi beni pek ürküttü.Ben zaten hep böyleydim.Bütün okul hayatım boyunca hep son zamanlara sıkıştırırdım herşeyi.Huylu huyundan vazgeçmiyor ne yazık ki.İnsan yedisinde ne ise yetmişinde de odur derler ya aynen öyle.
   Üniversitede yurtta kalırken kızlarla kuduruduk kudururduk.Ertesi gün sınav var,biz gece 3'e-4'e kadar otururduk çene çalmaktan ders çalışmazdık,sonra sınava girince de malum gerçeklerle yüzleşirdik.A bi de aklıma ne geldi.İş hukuku dersiyle başım beladaydı,hiç sevmezdim.Ders saati en arka sıraya geçerdim,kafayı sıraya bir gömerdim resmen uyurdum.Hocada öyle bir  anlatırdıki sanki yatın uyuyun der gibi.Bir kere blog derste tam 1,5 saat kesintisiz uyuduğumu bilirim.Allahtan horlama sıkıntım yok yoksa rezil olurdum.Heyt be ne günlerdi,anılarım depreşti yine.Yine konudan konuya atlamayı başardım.
   Her neyse işte öyle böyle son dakikaya kadar okudum okudum sonra biraz da test çözdüm ve sanırım hallettim.Bana göre iyi geçti ama sonuca bakıp göreceğiz.
   Bu arada çarşamba günü de direksiyon dersim vardı.O da fena değildi.Sinyalleri vermeden ve sağa sola bakmadan yola bodozlama girmelerimi saymazsam tabi.
   Pazartesi  ve salı günlerinde de kurabiyerim vardı hazırlamam gereken.Sevgili Özlem Şinik'in kurucusu olduğu siradişiannelik.org derneğinin İBS anne bebek çocuk fuarı için kurabiyeler yaptım.
   İşte böyle geçti bunun yanında ikizlerle günlük hayatımızda tam gazla devam etti tabi.


3 Aralık 2012 Pazartesi

Butik Tasarımlar'da Çekiliş Var

   Butik kurabiye ve pastalar yaptığım www.butiktasarimlar.com da çekiliş düzenledim.
Bunu için yapılması gerekenler;

*Facebook hesabına giriş yaptıktan sonra butiktasarımlar sayfasını beğenmek
*Zaman tünelinizde aşağıdaki şekilde çekiliş olduğunu duyurmak

   Butiktasarimlar sayfasını beğenen ve paylaşanlar arasından random.org arayıcılığı ile yapılacak çekiliş sonrası 1 kişiye istediği konseptte ve isteği zaman kullanılmak üzere 15 adet kurabiye hediye edilecektir.Daha önce beğenmiş olsanız bile çekilişe katılmak için bu linki paylaşmanız yeterli.(kargo da bana aittir.) Çekiliş süresi 2 Aralık-31 Ocak
 İYİ ŞANSLAR
 

30 Kasım 2012 Cuma

Mickey ile Matematik

   Geçtiğimiz cumartesi D&R'dan çocuklar için birkaç kitap sipariş verdik.Ne yalan söyliyim bu internet bizi epey tembelleştirdi.Gidip almaktansa internetten almak daha rahat geliyor.Hem ben bir dükkana girdiğim zaman kendimi kaybediyorum alacağım şeyleri unutup almadan geliyorum.Bir de istediğini buluyorsun.Yok kalmadı,bir depoya bakalım,yok efendim getirtiriz derdi yok.Varsa alıyorsun yoksa almıyorsun bu kadar.
    Salı günü aldıklarımız elimize ulaştı.Ben hepsini çok beğendim.Tek tek paylaşıcam daha sonra.Ben matematiği çok severim en favori derslerimden biriydi okul çağlarında.Çoğu çocuk sevmez.Bence bunun nedeni sadece anlamamak değil anlayamıyacağım diye önyargı ile yaklaşmak.Ben de çocuklarımın sevmelerini ve korkmamalarını sağlamak için bir an evvel faaliyete geçmek gerektiğini düşündüm.Mickey mouse ile matematiğin içeriği çok güzel.Çok basit ve çocukların anlayacağı gibi.İçerisinde 110 adet küçük çıkartma var konu anlatımlarında kullanılmak üzere.Benim aldığım 3-4 yaşa yönelik.Diğer yaşları da mevcut.Sayıları,şekilleri,iç-dış kavramını,aşağı-yukarı,az-fazla gibi kavramları da anlatıyor.
   Benimkilerle yapmaya başladık.Sevdiler ama bizim biraz yapma stillerimiz farklı.Biri masada diğeri hoplarken falan yaptık ilgilenmiyor gibi görünüyorlar ama tekrarladığımızda anlamışlar,sevindim.İki çocukla hele de aynı yaştaki iki çocukla birşeyler yapmak çok zor ama azmettim başarıcam.Sevgiyle kalın...

28 Kasım 2012 Çarşamba

Caillou Yapboz

  Ben çocukların yapboz yapmasının onların gelişimine katkı sağladığını düşünüyorum.Çocukları sıkmadan,kısa zaman dilimleri içinde ebeveynler ile beraber yapılan yapbozların; hem çocuğun anne ve(ve ya) babası ile kaliteli zaman geçirmesine hem de çocuğun tamamladığında kendine güvenmesine ve mutlu olmasına olanak sağladığını düşünüyorum.
   Yapboza başlama yaşı açısından çeşitli görüşler var.Açıkçası çok erken dönemlerde (12-24  ay gibi )başlanması çocuğun yapamadığında şevkinin kırılmasına ve buna daha sonraları önyargı ile yaklaşmasına neden olabilir.2 yaştan sonra yavaş yavaş alıştırılmaya başlanabilinir belki ama ben ilk yapbozumuzu aldığımızda 3 yaşındaydılar.Bilmiyorum belki geç kalmış olabilirim ama bu benim görüşüm.Sıkılmalarındansa geç tanışmalarını yeğledim.
   3 yaşa uygun,ilk etapta küçük parçalarla başlayıp artan bir yapboz seti Caillou.Aslında böyle cailloulu,pepeeli şeyleri pek sevmem ama başlamak açısından bana uygun gelmişti.Severekte yapmaya başlamışlardı.Dediğim gibi çok çabuk sıkılıyorlar,ilgilerini toplamak zor oluyor ama bitirdikten sonraki sevinçleri görülmeye değer.Gerçekten tavsiye ederim.İçerisinde 6-9-12 ve 16 parçalı 4 değişik yapboz var.Benim tembeller genelde 6 ve 9 u yapmayı sevseler de diğerlerini de  -itiraf ediyorum- biraz zorlayarak yaptırıyorum.Benden bu kadar.Sevgiyle kalın...

24 Kasım 2012 Cumartesi

Yorucu Bir Hafta

   Uzun zamandır çocukların odası ile ilgili değişiklikler yapmak istiyordum.Geçen haftasonu çocuk odası ile yatak odasının yerlerini değiştirdik.Çocuk odamız biraz küçük.O nedenle çocuklar odalarında çok zaman geçiremiyordu.Ne var,ne yoksa hepsi salondaydı.Salon onların oyun odası haline gelmişti.Öyle bir dağılıyordu ki koltukların altı,vitrin arkaları,her yer oyuncak doluydu.Bizim evde herşeyden çifter çifter var.Eğer birinin oyuncağı kaybolursa hapı yuttuğumuzun resmidir.Evde kıyamet kopar,sıkıyorsa bulma.Yemin ederim evin içinde oyuncak aramaktan başım dönüyordu.Özellikle de bu olanlar yatmadan evvel olur.Binbir zahmetle uyku pozisyonuna getirilen afacanlar yatağa girmeden evvel bir oyuncak krizine girerler.Bende artık bu olanlara bir dur demenin zamanı geldi diye düşündüm.Çok yorulduk ama deydi.
   Önce badanalar yapıldı.Beyaza yakın bir renk seçtik.Duvarların rengi ne kadar açık olursa ev o kadar aydınlık oluyor bence.Daha sonra eşyalar demonte edildi mecburen işin en zor yanıda buydu.Bütün dolapların içindekiler çıktı.Evin içinde bir hengame sormayın gitsin.Eşim ve kayınpederim epey uğraştılar.Boz,taşı ve tekrar monte et.2 gün burnumuzdan geldi.Ben bir ara işin içinden çıkamayacağımı zannettim.Bir de pazar sabahına yetiştirmem gereken pasta siparişim vardı.(Detaylar için tıktık).Cumartesi gece üç buçuğa kadar pasta ile uğraştım o yorgunluğun üstüne.Yattığımda ayaklarımın zonklamasında duramıyordum.Allahtan pazar akşamı annemler geldi de rahatladım.Annem gelince epey dinleniyorum .Bir kere mutfağa hiç uğramıyorum.Çocuklarla da ilgilendiğinden dinlendim.
    Odaları güzel oldu.Daha eksiklerimiz var.Tül,perde,halı ve şu ikea'daki küçük masa ve sandalyelerden istiyorum birde.Bunların da güzel olmasını istiyorum onun için acele etmiycem.Yavaş yavaş tamamlarız.


                                                                                                                    

15 Kasım 2012 Perşembe

Elmalı Kek

  
  Bugün yine bir tarif paylaşacağım.Çocuklar özellikle kek ve kurabiye tarzı şeylere bayılıyorlar.Özellikle benim Eren tatlı şeyler oldumu başından ayrılmıyor.E hal böyle olunca bizim evden de bu tarz şeyler eksik olmuyor.Bugünde üzümlü kurabiye yapacağım fırsatım olursa onu da ilerleyen günlerde paylaşırım.
   Şimdi gelelim kekimize:
*3 yumurta
*2 su bardağı tozşeker
*1 su bardağı süt
*1 su bardağı  sıvı yağ
*3 su bardağı un
*1 paket kabartma tozu
*1 paket vanilya
*3-4 adet elma
Önce şeker ve yumurta krema haline gelene kadar çırpılır.Sonra süt,sıvı yağ eklenir.Unla beraber kabartma tozu karıştırılır ve elekten elenir.(kekin daha çok kabarmasını sağlar.)Un ilave edldikten sonra tahta kaşık kullanılırsa daha iyi olur.Vanilya da eklenir.Yuvarlak borcama ya da aynı ebatlı fırın tepsisine dökülür.Üzerine yarım ay şaklinde doğranmış elmalar dizilir.Önceden ısıtılmış 175 derece fırında 40-45 dak pişirilir.

  

11 Kasım 2012 Pazar

10 Kasım

   Bugün ulu önder Atatürk'ümüzün 74.ölüm yıldönümü.Kendisini rahmetle,saygıyla ve hasretle anıyorum.Ben çocukluğumdan beri Atatürk aşkıyla büyüdüm ve çocuklarımın da ona büyük sevgi ve saygı duyarak yetişmelerini istiyorum.Yaptıklarının Türk milleti için ne kadar değerli olduğunu her zaman anlatacağım.
   Ve Allah'ıma binlerce kere şükürler olsunki böyle bir dünya liderini bize yolladığı için.Ruhun şad,mekanın cennet olsun ATAM.




8 Kasım 2012 Perşembe

Tımarhanelik

   Uzunca bir süre benden haber alamazsanız bilinki tımarhanedeyimdir.Artık bir zahmet ziyaretime gelirsiniz.Bugünde diğer günler gibi yorucu bir gün geçirdim.Birincisi hastayım inanılmaz bir karın  ağrısı var.Midem falanda bulanıyor.Bir ara acaba apandisit mi diye düşündüm niyazi olmaktan tırstım ama artık Allaha emanet.
   Artık benim canavarlarla başedemiyorum.Masa tepelerinden,koltuk tepelerinden inmiyorlar.Geçen gün Erdem koltuktan zıplarken olduğu gibi ağzının üstüne düştü.Dişi falan kanadı.Anacım bir dakika yerlerinde durmuyorlarki.Bazen sinirden kafamı duvardan duvara çalasım geliyor.Ya da koşup koşup camdan atlayasım.Ciyak ciyak bağrıyorum.Birde artık beni hiç sallamıyorlar.Yüz göz olduk.Artık onlarda herşeyi bağırarak yaptırmaya çalışıyor.Bazen kendimi tanıyamıyorum.Kendime ayıracak en ufak bir zamanım yok.Kafam hiç yerinde değil.Tabi böyle olunca fiziksel rahatsızlığın üstüne birde psikolojik bozukluk eklenince oh tadından yenmez.2 yaş sendromunu atlattıştık hani şimdi neyde sıra.Yok valla artık sıra bende 32 yaş sendromu.Bağırma,çağırma,deli gibi ağlama,bunalım,şiddetli öfke.
   Kendimi kötü anne olarak hissediyorum.Bir kere çok bağırıyorum.İkincisi yemek yediremiyorum.Her yemeğe önyargılı yaklaşıyorlar.Bunun hakkında sayfalarca yazabilirim.Üçüncüsü yetemiyorum.Çişi,kakası,yemesi içmesi,hoplaması,zıplaması ve de en önemlisi uykusuzluk.Sabah daha hava aydınlamır aydınlanmaz kargalar bile kahvaltı etmeden ayaktayız.Kafam bir dünya,akşamdan kalmış gibi dolaşıyorum evde.Bu yine iyi hallerim.2 yaşına kadar sabah 5 dedimi ayaktaydık.Çok şükür yine bu halime.Uyku konusunu da ayrıca yazıcam.
   Gelelim bugünki krize.Ben bunlara ben10 çorabı almıştım.Giymek istediler giydirdim.Buraya kadar herşey iyi.Ancak ikisi birbirinden farklıymış ben farketmemiştim.Eren bey çoraba bakıp'benimkinin niye kaşları çatık değil diye bir türkü tutturdu.Birde yüzü ona bakmıyormuş hey Allahım.Öyle böyle değil ama kıyamet koptu.Resmen ağlayacak yer arıyor.Sonra bir hışımla geldi çayı döktü koltuğa.Benim daha afyonum patlamamış kakaya getirip götürmek ağzıma lokma koymamışım bir de çay koltuğa dökülünce fıttırdım.Bağırdım çağırdım.Sonrada tabiki vicdan azabı.Neyse canları sağolsun.Herşeye rağmen onların gülümsemesi dünyalara bedel..

5 Kasım 2012 Pazartesi

Tırtıl Kurabiye

   Sanırım ben yemek bloğuna döndürdüm bloğumu ama ne yapayım seviyorum işte.Aslında yazacağım o kadar çok şey varki ama bende bir miskinlik,bir yorgunluk var vinç gelse zor kaldıracak oturduğum yerden.Kafayı bir vursam 24 saat hiç kalkmadan uyurum valla.Artık mevsimden mi yoksa bir türlü çıkamadığım depresyondan mı bilemiycem.Kendimi inanılmaz yorgun hissediyorum.
   Tabiki bugünki konum bu değil başlıktan da anlaşılabileceği gibi.Dün akşam Eren tv seyrediyordu.Televizyonda kadın kurabiye yiyordu.Benimki ne dese beğenirsiniz.'Ne güzel kurabiye yiyorlar.Keşke annem banada yapsa da ben de yesem.' E be çocuğum bana söylesene anne kurabiye yap diye kendi kendine konuşuyor ben duymasam canının istediğini nereden bilecem.
   Dolayısıyla iş başa düştü bu miskinlikle biraz zor oldu ama kalktım Eren'e ve Erdem'e  kurabiye yaptım.Yoksa içime dert olurdu.


                                                             tırtıl kurabiye kalıbımız


                                                     kalıptan sıkılmış pişmemiş halleri

                                       
                                           bunlarda kuvertür çikolata ile süslenmiş halleri

Gelelim tarife;
*1/2 paket margarin
*1/2 su bardağı sıvı yağ
*1 su bardağı pudra şekeri
*1 yumurta
*1 paket kabartma tozu
*1 paket vanilya
*Aldığı kadar un
Bütün malzemeler karışrırılır.Ele yapışmayacak kıvama gelince kurabiye kalıbından sıkılır.175 derece kızarmayacak şekilde pişirilir.Açıkçası 10-15 dak arası pişiyor.Daha sonra çikolata ya da marmelatla birbirine yapıştırılır.Afiyet olsun.

1 Kasım 2012 Perşembe

Tavuklu Şehriye Salatası

   Ben bu salatayı çocukların doğum gününde yapmıştım.Çok lezzetli ve hafif.Gelen konuklarımız da sevmiş olmalıki anında tükenmişti.


*haşlanmış yarım tavuk göğsü
*1 bardak şehriye
*1/2 bardak su
*salatalık turşusu
*mısır
*limon suyunda haşlanmış mantar
*yeşil soğan,dereotu,maydanoz
*3-4 adet közlenmiş kırmızı biber
sosu için;
*limon,tuz.sumak ve zeytinyağ karıştırılır
Şehriyeler tereyağında rengi dönene kadar kavrulur.Suyu eklenip pilav gibi pişirilir.Didiklenmiş tavuk ve diğer malzemeler eklenip harmanlanır.En son sosu dökülüp servis yapılır.
Afiyet olsun...

31 Ekim 2012 Çarşamba

Kurban Bayramı ve Kemik Suyu

  Öncelikle herkesin geçmiş kurban bayramı kutluyorum.Oldukça geç oldu ama...Bayramda genelde evdeydik.İlk gün akraba ziyaretiyle geçti.İkinci gün Viaporta gittik.Çocuklar lunaparkta eğlendiler.Birde star tv çekim yapıyordu bizim ufaklıklarda ana haberde 2-3 saniyeliğine gözüktüler.Anlıyacağınız ünlü oldu benim kuzucuklar.Üç saniye üç saniyedir,3'ü 5'i aramamalı öyle değilmi ama.Akşam da ablamlara gittik.O gece orada kaldık ertesi gün döndük.Görüldüğü üzere pek renkli bir bayram geçirmedik.Zaten nerde o eski bayramlar.Şaka şaka panik yapmayın bu konuya geçip kimsenin canını sıkmaya niyetim yok.Çünkü her yeni jenerasyon bir öncekinin bayramını beğenmez.Herkese kendi çocukluğunda yaşadığı bayram mükemmel gelir.Gerçekten öyle mi yoksa gün geçtikçe her konuda olduğu gibi bu konuda da değerlerimizi yitiriyormuyuz bilemiyorum.
   Ablamlar ilik içeren bütün kemikleri bana verdiler çocuklara kaynatmam için.Ben de bu konuda bir hünerliyimdir sormayın gitsin.Etle pek aram yoktur.Ciğer,dalak,kokoreç,işkembe ve bilimum sakatatları ağzıma sürmem.Et,balık ve tavuk üçlüsünü de 40 yıl görmesem aramam.Anlıyacağınız vejeteryanlığı oldukça yatkınım aslında.Babam da tavuk hiç yemez mesela.Çocukken babam yemiyor diye bende yemezdim.Güzel birşey olsa babam yer dermişim.Tavuk yemeye üniversitede başladım.İstanbul dışı,ne pişerse onu yemek zorundasın.Millet ne yiyorsa onu yiyecen arkadaş ya da aç kalacan.Nazlanacak kimse yok.Valla taşı koysalar yersin o derece yani.Çocukluğumdan beri her et yiyişimde o hayvanın canlı hali gelir gözümün önüne ve içim bir tuhaf olur.Of ya yine koptum konudan.İşte eve gelince kaldıkmı kemiklerle başbaşa.Onlar bana bakıyor ben onlara.Öğüre.böğüre soktum düdüklüye.Ya aslında ablam pişiripte yollayacaktı ama bayramda malum karşıya geçmek şehirlerarası seyahat etmek gibi.Ben zaten pimpirikliyim bozulur falan ziyan olur dedim.Valla çocuklarımın hatrına yaptım yoksa hiçbir kuvvet bana bunu yaptıramazdı.Geçen sene de vermişlerdi ben onu pek becerememiştim.Dupduru olmuştu.Erdem ameliyat olduğunda en son ablam bizde yapmıştı da öğrendim nasıl pişirileceğini.
   Efendim tarife gelince;bolca ilik içeren kemikler tencereye sokulur.İçerisine bolca soğan,sarımsak, Allah ne verdiyse evde olan bütün sebzeler atılır ve saatlarce ama saatlerce kaynatılır.Çok koyu bir kıvam elde edilmeli.Sonra kemiklerin içindeki ilikler de bir bıçak yardımıyla çıkarılır sonra süzülüp ya buz kalıplarına ya da benim yaptığım gibi kağıt bardaklar konulup dondurulur.Afiyetle kuzucuklara içirilir.
   Ha bu arada kemik suyu hakkında da bir sürü keşmekeş var.Yok efendim faydalımı değil mi?Valla ben onu bunu bilmem büyükler söylüyorsa vardır bir bildikleri.Çokta kurcalamamak lazım.Zararı yok nasılsa.Dayayın gitsin yavrucaklara...





                                                          Bunlar da donmuş halleri...

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails