28 Mart 2013 Perşembe

Resim Alıştırmaları

   Benim oğullarım resim yapmaya pek meraklı değil.Genelde karalama,gelişi güzel boyamaya meraklılar bir de ellerini boyamaya.Bıraksam dirseklerine kadar boyayıp ayaklarına da geçerler.Benim resim yeteneğim bir resime bakarak aynısını yapmakla sınırlı yok kasede üzümler,dağ tepe yapamam.Babamın resim yeteneği iyidir.Okulda resimlerimi hep babam yapardı.Aslında sanatsal faaliyetlere meraklıyım,elimde yatkındır ama pek üstüne düşmedim açıkçası.Karakalem çalışmalar çok hoşuma gidiyor.Birde ahşap rölyefli resimler çok mükemmel.İleride belki kurslara katılma şansım olur inşallah.


ahşap rölyefli bir resim

    Ben benim ufaklıklara Türkiye İş Bankasının 'Resim Yapmayı Öğreniyorum' kitabını almıştım sanırım 1 sene falan oldu.Daha çok karalama olarak kullanıyorlar ama ellerinden düşürmüyorlar.Kitap 4 aşamalı olarak basit şeyleri çizdirmeyi öğretiyor.Yanında da kalemi var.Tabi o kalemin dayanma süresi malum çok kısa oluyor.Herhangi bir keçeli kalemde iş görüyor.Çabuk siliniyor ama önceden yazılıp kaldıysa asetonlu bir pamuk pırıl pırıl yapıyor kitabı.








                                                                     Erdem

      Eren

22 Mart 2013 Cuma

Öfke Kontrolü

   Ne yapmalıyım ne etmeliyim bilemiyorum.Artık öfkemi hiçbir şekilde kontrol edemiyorum.Çocuklarla aram bu aralar kötü.Kendimi iyi hissetmiyorum ,sağolsunlar onlarda beni çileden çıkarmak için herşeyi yapıyorlar.Sinirden kaskatı kesildim.Bütün kaslarım tutuldu robot gibi hareket edemiyorum.Uyku sorunu,yemek sorunu,aşırı hareketlilik,birbirine zarar vermeve daha niceleri.Çok hareketliler ve büyük bir enerji patlaması yaşıyorlar.Oyun oynamak desen hak getire.İnanılmaz yüz göz olduk hiçbir şekilde beni dinlemiyorlar.
   Ben hırçınlaştıkça,bağırıp çağırdıkça onlar daha da asabileşiyor.Çocuklar büyüklerin aynasıdır derler ya çok doğru.Onları öyle gördükçe daha çok üzülüyorum.Sonra oturup hıçkıra hıçkıra ağlıyorum.Sürekli kendimi eleştiriyorum,büyük bir vicdan azabı.Beni en iyi ikiz anneleri anlar.Onları güzel yetiştirememe kaygısı içimi kemirip duruyor.Ama bir türlü içimdeki canavarı durduramıyorum.Sanırım ben iyi bir anne değilim.Şu an bile yazarken gözümden sicim gibi yaşlar dökülüyor.Bağıra bağıra,hıçkıra hıçkıra ağlamak istiyorum.Aslında benim tek sorunum kendimle kalamamak.3.5 senedir 4 duvar arasında 24 saat bir fiil beraberiz.Yalnız kalmaya,kafa dinlemeye benim hakkım yok mu ama?Tek suçlu benmiyim yani.Hamileliğimde yaşadığım sorunlar,erken doğum,kuvöz maceraları,hastalıklar,ameliyatlar derken gerçekten çok yıprandım.Çocuklarımın o en güzel anlarının tadına bile varamadım sürekli koşuştuma.Allah beterinden korusun ama bende nihayetinde bir insanım.Güçlü görünmeye,ayakta dikilmeye çalışıyorum ama patlak veriyor işte.Bazen toparlar gibi oluyorum sonra hoop tepetaklak.

   http://ofkekontrolu.org/ dan alıntıdır.
Neden Öfke Kontrolüne Başlayamıyoruz?

    Öfke yaşamımızı zorlaştıran bir duygu olsa da öfke kontrolüne başlama kararı her zaman kolay olmayabiliyor. Klinik tecrübelerimize göre bizleri öfke kontrolüne başlama konusunda kararsız kılan 5 önemli neden var.

1.       Soruna ilişkin belirsizlik yaşama.
     Öfke sorunu yaşayan bir çok kişi, öfkelerinin yaşadıkları  problemin nedeni mi, yoksa sonucu mu olduğu düşünürler.  Bu konuyla ilgili basit bir formül de yoktur. Ancak sorunu belirleyememek çözüm için atılan adımları da geciktirir. Öfke sorununa bazen yaşadığımız diğer problemler yol açabilirken bazen de öfke farklı problemleri beraberinde getirir. Bazen de bunu bir bütün olarak yaşabiliriz. Öfkesiz Kliniği bu süreçte gerek öfke sorununa yol açan problemleri gerekse de öfke sonucunda oluşan sorunları bir bütün olarak tedavi ve eğitim sürecinde ele almaktadır.
2.       Problemin Çözülebilirliğine İlişkin Umutsuzluk
     Bir çok kişi öfkesini kontrol etme konusunda farklı nedenlerden dolayı kararsızlık yaşar. Bunların en başında ‘aile etkisi’ gelir. Bir çok danışanımız öfke konusunda anne veya babasını örnek göstererek sorunun genetik bir yönünün olduğu ve çözümün olmayacağını düşünüp umutsuzluk yaşayabiliyor fakat gerçek böyle değildir. Aileniz öfke ifadesi konusunda size model olmuş olabilir. Ancak öfke ifadesi öğrenilmiş bir tepkidir ve farklı ifade şekilleri de öğrenilebilir.
3.       Öfke’den Kendimiz Dışındaki Şeyleri Sorumlu Tutmak
     Bir çoğumuz yaşadığımız öfkeden sorumsuz eş, anlayışsız patron, ikiyüzlü iş arkadaşı, trafik gibi farklı unsurları sorumlu tutarız. Bu tür olaylar gerçekten rahatsız edici olsa da tepkiler konusunda sorumluluk bizdedir. Eğer, trafikte kalmak öfke nedeni olsaydı, tüm şoförler tepkilerini aynı şekilde gösterirdi. Ancak baktığımızda kimi tepkisini korna çalarak, kimileri bu saatte yola çıktığı için kendisine kızarak, kimileri de beklerken geçen zamanı müzik dinleyerek, uzun zamandır görüşmediği yakınlara telefon açarak geçirebiliyor. Öfke konusunda sorumluluk almamak öfke kontrolünü zorlaştıran en önemli nedenlerden bir tanesidir.
4.       Öfke Kontrolü’nü Yanlış Tanıma 
     Bir çok kişi öfke kontrolünü, yaşanan rahatsız edici durumlara tepki göstermeme, sineye çekme , hakkını aramama olarak değerlendirse de bu tamamıyla yanlıştır. Öfke kontrolü bilinenin tam aksine bizleri rahatsız edici durumlarda tepkilerimizi doğru ifade etmeye, problemleri etkin şekilde çözebilmeye teşvik eder.
5.       Tedavinin Etkinliğine İlişkin Umutsusluk
     Hemen hemen herkes öfke kontrolü için, 10’a kadar saymak gibi birkaç klasik yöntem duymuştur. Bu gibi klasik yöntemler kulağa hoş gelse de öfke anında uygulanabilmeleri zordur. Öfke kontrolünü bu şekilde tanımlamak tedaviye ilişkin umutsuzluk yaşamamıza sebep olabilir. 


Öfkenin Olumsuz Etkileri
Öfke yalnızca insanlarla ilişkilerimize zarar vermez. Sağlımızla ve performansımızla ilgili önemli sorunlara sebebiyet verir. Bunlar farklı türde hastalıkları tetikleyebileceği gibi iş performansını ve verimi olumsuz etkiler.

Öfkenin Olumsuz Etkileri   
Zihinsel Tepkiler                                
  • Aşırı yemek yeme,
  • Düşük performans,                         
  • Unutkanlık,   
  • Uykusuzluk,
  • Dikkatsizlik, 
  • Konsantrasyon bozukluğu.        
Fizyolojik Tepkiler                                  
  • Kan şekerinin yükselmesi,                          
  • Nabzın ve kan basıncının artması,            
  • Sık sık ve zor nefes alma,                           
  • Kas ağrıları,                                                   
  • Baş, sırt, boyun ağrıları.      
Davranışsal Tepkiler
  • Alkolizm,
  • Sigara tiryakiliği,
  • Huzursuzluk, 
  • Acelecilik,
  • İlaç kullanımı.

Çocuklarda Öfke ve Nedenleri
 cocuklarda_ofke_kontrolu
     Öfke yalnızca yetişkinlere özel bir tepki biçimi değildir. Çocuklarda da sıklıkla öfkeli ve saldırgan davranışlar görülebilir. İstekleri ve ihtiyaçları herhangi bir şekilde engellenen her çocuk öfke tepkisi gösterebilir. Bu tepkiler genellikle 1 yaş civarında başlar. Okul öncesi çocuklarda öfke nöbetleri görülme oranı oldukça yüksektir. Bu gelişimin doğal bir sürecidir. Kimlik duygusu ve bağımsızlık kazanmaya çalışan çocuk kelime kapasitesinin kısıtlılığı nedeniyle kendini ifade etmede güçlük çeker. Ancak çocuğun zamanla öfkesini kontrol edebilmesi ve yeni ifade yöntemleri öğrenebilmesi beklenir. Bu süreci etkileyen ve çocukta öfke yaratan bazı önemli durumlar vardır bunlar:

1. Çocuğun aç, susuz, uykusuz veya yorgun olması
2. Arkadaşları tarafından dışlanıyor ya da alay ediliyor olması
3.Anne – baba arasında ki problemler ( tartışmalar, kavgalar, boşanma, ölüm gibi)
4. Öfkelenen çocuğun ödüllendirilmesi, isteklerinin yerine getirilmesi
5. Öfkeli davranışlar sergileyen başka birini örnek alması (Anne, baba, arkadaş gibi)
6. Temel ihtiyaçların zamanında giderilmemesi
7. Anne ve babanın çocuğun tepkilerine yaklaşımlarının tutarsız olması ( annenin ve babanın anlaşmazlığa düşmesi sonucu çocuk neyin doğru neyin yanlış olduğu konusunda ikileme düşebilir)
8. Çocuğa haksız yere verilen cezalar
Bunlar çocuklarda öfkeye yol açan sebeplerden yalnızca birkaçıdır.  Çocuğa öfke kontrolü becerisi kazandırmak için bu sebepleri belirlemek ve bunlarla baş etme becerileri kazandıracak programlar uygulanır.

Arı,Petek ve Çiçek

   Çocuklarla yaptığımız bir faaliyet.

       Gerekenler:
         *Yemelerine pek izin vermesemde birkaç kere aldığımız sürpriz yumurta
         *Plastik tabak
         *Yapıştırıcı
         *Renkli elişi kağıtları
         *Oynar gözler (kırtasiyelerden temin edilebilinir.)  
         *Biraz makarna



    Yumurtalara elişi kağıtları ile şeritler kesip yapıştırdık.Kesme işlemi tabiki çocuklara ait.Oynar gözleri ve kanatları da yapıştırdık mı arımız tamam.
     Plastik tabakları ters çevirip elişi kağıtlarından çiçek yapıp,makarnaları da yapıştırdık ve arıların bal yapma hikayesini anlattık.Bu arada arı vız vız şarkısını da söyemeyi ihmal etmedik.
  









  

14 Mart 2013 Perşembe

Yine Yeni Yeniden Küçük Bir Kaza

   Evet yine küçük bir ev kazası ile huzurlarınızdayım.Dün akşam eşim geldi,yemek yedik,ben bulaşıkları toparlamadan uzanıyım dedim.Başım ağrıyordu biraz.Yattım koltuğa hemen Erdem yanıma geldi.Ben yattığımda yanıma kıvrılmayı çok sever.Eren de ayak ucuma oturuverir hemen.Ben yatarken içim geçmiş,dalmışım.Tabi benim yaramazlar her zaman olduğu gibi popolarında bir avuç kurt varmışçasına rahat durmadıkları için başladılar dalaşmaya.Erdem kalktı,oturdu sonra  hızlı bir şekilde kafasını  hızlıca bıraktı.Yalnız kafasını hızlıca bıraktığı yerde benim burnum vardı.Öyle bir ses çıktı ki çat diye kafamı içinde yankılandı.O an kesin burnumun kırıldığını düşündüm.Hızlı bir şekilde şişmeye başladı ve burnumun o tarafından nefes alamıyordum.
   Hemen hastaneye gittik.Yolda bir sürü şey geçti aklımda.Ya kırıldıysaa,ya ameliyat gerekirse diye çok tırstım açıkçası.Hadi ameliyat oldum diyelim benim o burunu benimkilerden koruma şansım hiç yok,sürekli havada birşeyler uçuşuyor ve onlarım bana gelme ihtimali çok yüksek.Neyse röntgen falan çekildi Allah'a şükür kırık,çatlak yok ödem yaptı.Ama hala o sesin nereden geldiği hakkında en ufak fikrim yok.Eve geldiğimizde yavrum çok üzülmüş.Doktor ilaç verdimi diye sorup durdu.Olacağı varmış,oldu.Olacakla öleceğin önüne geçilmiyor ne yazıkki...

13 Mart 2013 Çarşamba

Kitap inceleme:Dikkat ve Zeka Becerileri 1

   Biz benim afacanlarla bu kitabı da yapıp bitirdik.Ara ara tekrar yapıyoruz.Görsel hafızayı güçlendirmeye yönelik bir kitap.Kitapların çocukların gelişimine büyük katkı sağladığı kanaatindeyim.Onun için bu tarz kitaplarla vakit geçirmeyi seviyoruz.
   Kitapta;eşleştirme,aynı olanı bulma,farklı olanı bulma,parça tamamlama vs. gibi çok güzel resimler var.Çoğunu yapsalarda bazılarında çok az zorlandılar.

11 Mart 2013 Pazartesi

Bilim Çocuk Mart Sayısı

   Çocuk dergilerini çok seviyorum.Mümkün olduğunca Bilim Çocuk ve Meraklı Miniği takip ediyorum.İkisi de Tübitak Yayınlarının.İçerikleri çok güzel,eğlenceli ve öğretici.Çocuklarda çok eğleniyor okurken ve uygularken.Bu ayki bilim çocuk dergisinin içeriği basit makinalar,buz oluşumları ve gökadalar.Oldukça keyifli bir sayı.



   Bizde bugün derginin verdiği otomobilleri yaptık çok hoşlarına gitti.Şansımıza birer tane mavi ve kırmızı vardı.Eğer tek olsaydı kıyamet kopardı evde.Eren her zaman olduğu el çabukluğu ile kırmızıyı seçti,Erdemime yine mavi kaldı.













2 Mart 2013 Cumartesi

Temizlik Neferi

   Bu aralar kafayı temizliğe taktım.Her yeri dip köşe temizlemeye çalışıyorum.Neredeyse 1 hafta oldu,bakalım daha ne kadar sürecek.Ben bir yeri temizlerken diğer odaya geçene kadar temizlemiş olduğum oda pisleniyor ama olsun .Hiç yoktan iyiydir.Üzerimdeki o miskinliği şöyle bir silkelenip attım.Kendime geldim valla özüme döndüm.


   Bu arada ehliyetimi de aldım 14 Şubatta.Güzel bir güne denk geldi.Kocacım bi de beyaz bir gülle geldi akşam  daha bir mutlu oldum.Ben beyaz gülleri çok severim.Çok masum ve temiz geliyor bana.Bak yine temizliğe bağladım konuyu.Çocukluğumdan beri suyla oynamayı pek severim.Oynadığım her oyunun içinde mutlaka bir su olurdu.Ya bebeklerimi alır balkonda saçlarını yıkardım ya da elbiselerini.O olmadı bardağın içine su ve deterjan baloncuk yapardım.Ya da benim bir tane kurmalı bir bebeğim vardı  mayolu.Babam almıştı hiç unutmam.Hala gözümün önünde,ismi de Ali'ydi.Karnında kurma yeri vardı kurunca suda yüzüyordu.Onu alıp banyoda küveti doldurur yüzdürürdüm.Ve annecim bana hiçbirşey demezdi,ne sabırlı kadındı.Hala da öyledir.Keşke biraz bende anneme çekseymişim..Çok üzgünüm ki çocuklarımda suyla oynama konusunda bana çekmiş.Ne zaman şen kahkahalar duysam banyoda yakalıyorum.tepeden tırnağa ıslanmış şekilde.Ya,sürekli el yıkıyorlar aynı anaları.Çocukluğumdan beri bırakamadım şu huyumu,onlar da aynı ben.(Su faturaları katlanarak gelmeye devam edecek üzgünüm aşkım)


    Araya illaki başka konular sokuşturacam.Yazmıyorum yazmıyorum yazdımmı da klavyem açılıyor,uzattıkça uzatıyorum.Velhasıl evde sıkıyönetim var.Bir elimde çamaşır suyu ve cif diğerinde sünger dolaşıyorum evin içinde.O değil çocukları yakalayıp şöyle güzel bir cifleyip,çamaşır suyuna bastırıcam diye korkuyorum.Evde ne var ne yok herşeyi yıkadım.Yumuşatıcı kokusunu içime çektikçe ciğerlerim açılıyor valla.Ohhh mis.
   Bayram değil,bahar değil altın günüm falanda yok.Bu temizlik neyin nesi böyle dip köşe diyeceksiniz.Kendi yapılanmamla alakalı.İşe evden başladım.Hayatımda bir takım yenilikler yapmaya karar verdim.Ben takıntılı kadınım.Evim pis oldumu sürekli içim içimi kemirir.Ama sadece kemirir.Kalkıp uygulamaya geçmek için birşeylerin beni dürtmesi gerekiyor.Saldım mı tam salarım.Saldım çayıra mevlam kayıra misali.Amacım çocuklarımla daha çok zaman geçirmek olacak.Çünkü aklımda iş oldumu hiç birşeye adapte olamıyorum.Verim düştükçe düşüyor.Şimdi maddeleyelim:
-Ev sürekli temiz tutulacak.
-Bütün zamanımı çocuklarımla geçiricem.O faaliyet senin bu faaliyet benim yapıcaz artık ortaya karışık.Hepsini de paylaşıcam merak etmeyin.(Biliyoruuuuuuum hepiniz Esin çocuklarıyla faaliyet yapsa diye bekliyorsunuz dört gözle).Çok özeniyorum çocuklarıyla kaliteli zaman geçirenlere.Bakınız(www.enduruyanim.com)
-Bloğuma muntazam yazılarımı giricem(inşallah,umut ediyorum,gerçekten,valla bak)
-Şeker hamuru aşkımı sizlerle paylaşıcam.Yakında gelin-damat figürlerim geliyor .
-Çocuklar uyuduğu zaman sadece kendime ayırıcam zamanımı.Artık kitap mı okurum kahvemi yudumlarken,yeni figürler mi çalışırım bilemiyorum.
   İşte böyle...
   En kısa zamanda görüşmek dileğiyle sevgiyle kalın...

13 Şubat 2013 Çarşamba

Çok Yorgunum Çok

   Son zamanlarda üzerimde inanılmaz bir yorgunluk var.İnanılmaz bir halsizlik ve uyku hali.Göz kapaklarıma mandal takasım var düşmesinler diye.Çocukları sağlık ocağında takip ediyorlar ya aramıştılar getirin diye boy ve kilolarına bakmak için.Gitmişken ben de şikayetlerimi söyledim tahlil yapalım dedi doktor.Demir eksikliği varmış ve tiroid hormonları az çalışıyormuş.Tiroid hormonlarının az çalışması halsizlik,uyku hali,mide bulantısı yapıyormuş.E bide üzerine demir eksikliği olunca daha yoğun yaşıyorum.Neyse doktor ilaçverdi 2 haftadır kullanıyorum.Sonuç:yine aynı.
   E nasıl olmasın ki.Mesaim hiç bitmiyor.Robot gibiyim sabah bi kalkıyorum akşama yani saat 23-24 'ekadar totom koltuk görmüyor.Yemeği,bulaşığı,çamaşırı,ütüsü..Hele çamaşır olayı beni bitiriyor.Yıka,as,topla,katla,ütüle bu ne arkadaş.Ha bide uzun süre öyle dursa bi  halta yarayacak.2 günde eskiye dönüyor çıldırmamak elde değil.Bazen sadece yıkayıp,takıp ,toplayıp atıyorum odaya.Birgün o odada kaybolacam diye korkuyorum.Öyle bir yığılıyor ki dağ gibi mübarek.Çocuklarla uğraşmak ise ayrı.Hele uyku saatleri geldimi yatağa sokana kadar kan ter içinde kalıyorum.Su taşıyıp,çişe tutmaktan başım dönüyor yemin ederim.Hele Erdem yatağa girdimi abartısız 2 dak. bir çişi geliyor.Çeşmesi açılıyor kuzunu uyku dedinmi.
   Anacım bana uykuda bile rahat yok.Lanetlimiyim neyim.Uykuya yatıyorum zaten kesintisiz uyku yok.Bütün gece rüyamda sipariş yetiştirmeye çalışıyorum.Hayır bide uyanıyorum hala rüyanın etkisi devam ediyor.Eyvah diyorum falanca kişiye şunu yapacaktım yapmamışım ne olacak şimdi.2-3dak'dan sonra toparlıyorum.
   Çok enerjiye ihtiyacım var çok.O kadar çok yapmak istediğim şey varki hiçbişey yapamadan gün sona eriyor.Yatıp uyuyorum.Yazı bile yazamıyorum.Çocuklarla ilgili yazılcak o kadar çok şey varki.Hele bilmiş bilmiş laflarını yazmayı kaçırdığım için çok üzülüyorum.Birtanesi aklıma geldi.Geçen Eren çişini yaptı.Erdem benim de kakam geldi bende yapıcam dedi.Eren'in lafına gülmekten kırıldım.Vay efendim benim çişimin üzerine kaka yapmasın.Züğürt ağa mübarek evlat.Aganın b.kunun üstüne b.k yapılmaz misali.Çok güldüm valla.
   Şikayet ediyorum falan ama nefes alıyoruz ya.Allah yapacak güç,evlatlarıma da sağlık ve uzun ömür versin gerisi boş...

15 Ocak 2013 Salı

Mantı Yaptık

Benim afacanlar ne makarna yer ne de mantı.Bulgur pilavına ağızlarına sürmezler,pirinç pilavınıda eh işte...Bende geçen gün beraber yaparsak yerler belki diye düşündüm ve beraber mantı yaptık.İki çocukla sırf yesinler diye her yerin dağılmasına göz yumdum.Pişene kadar tamam yiycez,biz yaptık dediler.Sonuç:Daha ilk lokmada çıkardılar.


 





Ay ben öyle küçücük mantılarla uğraşamam.Aslında yaparım severimde ama şu durumda çok zor.Biz küçükken babaannem çok yapardı.Sonra annem devir aldı görevi.Gönen'e has bir mantı çeşidi kocakulakİçine soğanla kıyma ve karabiber karıştırılıp harç hazırlanır.Kare kare kesilip üçgen kapatılır ve tek ucu açık bırakılır haşlanırken içine su girsin diye.Ben çocukken annemler bunu yaptığında bende yardım ederdim.Sobanın üzerine koyup pişirip yerdim.Bayılırdım.Birde bunları kapatırken içine nohut,fasulye konulurdu bir tanesinin içine.İşte bunu bulan zengin olsun falan denilirdi.Pişen kocakulaklar büyük bir tepsiye dökülür,üzerine de yağda ekmek içleri kavrulup dökülüp servis edilirdi.Biz tepsiden yerdik çok zevkli oluyordu.Hele nohutlu mantıyı bulmak için yer yer çatlardık.Dili geçmiş zaman kullandım hep ama hala yaparız biz bunu.İnsan çocukluğunu hiç unutamıyor.

7 Ocak 2013 Pazartesi

Şeker Hamurundan insan Modelleme

   Tanıştırayım efendim bu benim ilk şeker hamurundan insan modellemem.Kursa gideli 1 ay oldu ama ancak fırsat bulabildim bir insan çıkarmaya.Kurstan geldikten sonra sabaha kadar yaptım,bozdum,yaptım,bozdum.Epey meşakatli bir iş.Karikatür tarzında olanları kolaylıkla yapıyorum da benim asıl istediğim gerçek insana benzeyen figürleri yapmak.Öylesine esti çocuklar uyuduktan sonra bir yapayım dedim böyle birşey çıktı ortaya.Kusura bakmayın fotoğraf biraz özensiz paylaşmayı hiç düşünmüyordum ama hatıra kalsın istedim.


                    Abla akşamdan kalma.Gözler şiş,makyaj falan birbirine girmiş,saç baş darma dağın...











3 Ocak 2013 Perşembe

Mental Aritmetik

  Öncelikle herkese sağlıklı,mutlu,huzurlu,her dileğini gerçekleştirebileceği bir yıl diliyorum.Ben sağlık olduktan sonra herşeyin üstesinden gelinebileceğini düşünüyorum.Yeterki Allah bize sağlık,sıhhat versin gerisi boş.Diğerleri birşekilde halolur.
   Ben daha önceki  yazılarımdan birinde belirttiğim gibi matematiği çok seven biriyim.Uzun zamandır mental aritmetik benim ilgimi çok çekiyor.Çocuklarımın bu eğitimi almalarını çok istiyorum.Ama bir arkadaşım bana bunun çocuğun gelişimini olumsuz geliştirebileceğini söyleyince tereddüt ettim ve araştırdım.Herhangi bir zararı olmayacağı aksine çocuğun yüksek basamaklı sayılarla hafızadan işlem gerçekleştirdikçe kendini daha iyi hissedeceği kanaatindeyim.Şimdi bununla ilgili bir kaç bilgi paylaşmak istiyorum.Umarım sizler içinde faydalı olur.
   Mental Aritmetik,kısaca kağıt kalem kullanmadan akıldan işlem yapabilme yeteneğidir. Bu yeteneğin geliştirilmesi için insanlık tarihinin ilk dönemlerinden itibaren çok farklı çalışmalar ve yöntemler geliştirilmiştir. Eski Yunan,Roma,Mısır,Hint ve Arap Medeniyetlerinde Matematiğe çok önem verilmiş ve matematik işlemlerinin yapılmasında kullanılmak üzere günümüzdeki hesap makinesine çok benzeyen ve belli noktalarda daha ileri hesaplamalar da yapabilen farklı aletler geliştirilmiştir. Türk toplumunda Abaküs olarak bilinen bu aletin Sümer,EskiYunan Uygarlıkları,Mısır ve Roma'da yaygın bir şekilde kullanıldığını biliyoruz. Günümüzde Japonya’da SOROBAN,Çin’de SUANPAN Rusya’da SCHOTY adlarıyla günlük hayatta etkin bir şekilde kullanılan ABAKÜS,Mental Aritmetik yeteneğinin geliştirilmesinde çok verimli bir araç olarak kullanılmaktadır.



   Mental Aritmetiği klasik matematikten ayıran en temel özellik Mental Aritmetikte beynimizin her iki lobunun da uyumlu ve verimli kullanılmasıdır.
   Mental Aritmetik bir matematik kursu değildir. Bu eğitim programı ile okuldaki Matematik dersleri arasında doğrudan bir bağlantı da yoktur. Mental Aritmetikte Matematik kullanılır,öğretilmez. Matematik,öğrencinin IQ gelişimini sağlamak,dikkat ve algı yeterliliklerini artırmak,öz güven duygusunu geliştirmek,beynin her iki lobunun verimli kullanılmasını sağlamak,gözlem,öngörü ve hızlı doğru ve etkili karar verme yeteneğini güçlendirmek için kullanılan bir araçtır.


   Bunun eğitimine 5 yaş civarı başlanıyor.Ben bu kadar erken olmasa da kısmet olursa bu eğitimi almaları taraftarıyım.

17 Aralık 2012 Pazartesi

1 Hafta Nasıl Geçti

  Eveeet yazmayalı yine uzun zaman oldu herkese merhaba.Bloğuma yazmayı çok seviyorum ama niye tembellik edip yarım  saatimi ayıramıyorum ben de bilmiyorum.Halbuki yazınca çok mutlu oluyorum.Neler mi yaptım.Öncelikle geçen cumartesi ehliyet sınavım vardı.Onun telaşı içindeydim son 1 haftadır.İki çocuk olunca ve tembel olunca böyle oluyor işte.Çalışmalıyım,çalışmalıyım diye diye son 3 güne kadar ne kitabın yüzünü açtım ne de test çözdüm.Sonra aldı beni bir telaş.Sınavı vermeliyim ama nasıl.Hadi ilkyardım ve trafik neysede motor dersi beni pek ürküttü.Ben zaten hep böyleydim.Bütün okul hayatım boyunca hep son zamanlara sıkıştırırdım herşeyi.Huylu huyundan vazgeçmiyor ne yazık ki.İnsan yedisinde ne ise yetmişinde de odur derler ya aynen öyle.
   Üniversitede yurtta kalırken kızlarla kuduruduk kudururduk.Ertesi gün sınav var,biz gece 3'e-4'e kadar otururduk çene çalmaktan ders çalışmazdık,sonra sınava girince de malum gerçeklerle yüzleşirdik.A bi de aklıma ne geldi.İş hukuku dersiyle başım beladaydı,hiç sevmezdim.Ders saati en arka sıraya geçerdim,kafayı sıraya bir gömerdim resmen uyurdum.Hocada öyle bir  anlatırdıki sanki yatın uyuyun der gibi.Bir kere blog derste tam 1,5 saat kesintisiz uyuduğumu bilirim.Allahtan horlama sıkıntım yok yoksa rezil olurdum.Heyt be ne günlerdi,anılarım depreşti yine.Yine konudan konuya atlamayı başardım.
   Her neyse işte öyle böyle son dakikaya kadar okudum okudum sonra biraz da test çözdüm ve sanırım hallettim.Bana göre iyi geçti ama sonuca bakıp göreceğiz.
   Bu arada çarşamba günü de direksiyon dersim vardı.O da fena değildi.Sinyalleri vermeden ve sağa sola bakmadan yola bodozlama girmelerimi saymazsam tabi.
   Pazartesi  ve salı günlerinde de kurabiyerim vardı hazırlamam gereken.Sevgili Özlem Şinik'in kurucusu olduğu siradişiannelik.org derneğinin İBS anne bebek çocuk fuarı için kurabiyeler yaptım.
   İşte böyle geçti bunun yanında ikizlerle günlük hayatımızda tam gazla devam etti tabi.


3 Aralık 2012 Pazartesi

Butik Tasarımlar'da Çekiliş Var

   Butik kurabiye ve pastalar yaptığım www.butiktasarimlar.com da çekiliş düzenledim.
Bunu için yapılması gerekenler;

*Facebook hesabına giriş yaptıktan sonra butiktasarımlar sayfasını beğenmek
*Zaman tünelinizde aşağıdaki şekilde çekiliş olduğunu duyurmak

   Butiktasarimlar sayfasını beğenen ve paylaşanlar arasından random.org arayıcılığı ile yapılacak çekiliş sonrası 1 kişiye istediği konseptte ve isteği zaman kullanılmak üzere 15 adet kurabiye hediye edilecektir.Daha önce beğenmiş olsanız bile çekilişe katılmak için bu linki paylaşmanız yeterli.(kargo da bana aittir.) Çekiliş süresi 2 Aralık-31 Ocak
 İYİ ŞANSLAR
 

30 Kasım 2012 Cuma

Mickey ile Matematik

   Geçtiğimiz cumartesi D&R'dan çocuklar için birkaç kitap sipariş verdik.Ne yalan söyliyim bu internet bizi epey tembelleştirdi.Gidip almaktansa internetten almak daha rahat geliyor.Hem ben bir dükkana girdiğim zaman kendimi kaybediyorum alacağım şeyleri unutup almadan geliyorum.Bir de istediğini buluyorsun.Yok kalmadı,bir depoya bakalım,yok efendim getirtiriz derdi yok.Varsa alıyorsun yoksa almıyorsun bu kadar.
    Salı günü aldıklarımız elimize ulaştı.Ben hepsini çok beğendim.Tek tek paylaşıcam daha sonra.Ben matematiği çok severim en favori derslerimden biriydi okul çağlarında.Çoğu çocuk sevmez.Bence bunun nedeni sadece anlamamak değil anlayamıyacağım diye önyargı ile yaklaşmak.Ben de çocuklarımın sevmelerini ve korkmamalarını sağlamak için bir an evvel faaliyete geçmek gerektiğini düşündüm.Mickey mouse ile matematiğin içeriği çok güzel.Çok basit ve çocukların anlayacağı gibi.İçerisinde 110 adet küçük çıkartma var konu anlatımlarında kullanılmak üzere.Benim aldığım 3-4 yaşa yönelik.Diğer yaşları da mevcut.Sayıları,şekilleri,iç-dış kavramını,aşağı-yukarı,az-fazla gibi kavramları da anlatıyor.
   Benimkilerle yapmaya başladık.Sevdiler ama bizim biraz yapma stillerimiz farklı.Biri masada diğeri hoplarken falan yaptık ilgilenmiyor gibi görünüyorlar ama tekrarladığımızda anlamışlar,sevindim.İki çocukla hele de aynı yaştaki iki çocukla birşeyler yapmak çok zor ama azmettim başarıcam.Sevgiyle kalın...

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails